07 Ocak 2010 Perşembe

PARIS SÜRPRİZİ- LE CORDON BLEU MAKARON EĞİTİMİ-1

LE CORDON BLEU-MACARON COURSE

Bundan, ben diyeyim ki 2 siz deyin ki 1 sene önce, çok tatlı bir uykuya dalsaydım... Ve rüyamda, Paris'te, hem de Le Cordon Bleu'da makaron eğitimine katıldıgımı görseydim... Ahhh rüyalar gerçek olsa derdim... Ama bir rüya gerçek oldu...

Hatırlarsanız Paris gezisi öncesi Paris'te bir şey yapmayı planladıgımdan, bir sürprizden bahsetmiştim sizlere. Evet muhteşem birşey oldu benim için ve Paris'te Le Cordon Bleu'da bir eğitime katıldım. Hem de makaron eğitimi! Aslında şu anda bunları yazarken düşünüyorum, acaba sürpriz kelimesi katıldıgım eğitimi anlatmak için doğru bir seçim mi? Ama bu sayfayı okudugunuza göre, Kırmızı Mutfak'ın bu hayalinin gerçekleşmesi sizi de mutlu edecek bir sürpriz olur sanırım!

Olayı başından anlatayım sizlere... Olaylı başladı çünkü. Paris gezisi öncesi çılgınlar gibi internette araştırıyorum okuyorum; nereye gitmeliyim, ne yapmalıyım, ne yemeliyim, ne almalıyım... Tabii tahmin edebileceğiniz üzere bu gezi ve alışveriş planları, marka çantalar falan içermiyor. Neyse efendim, muhteşem David Lebovitz'in bloğundaki Paris yazılarını incelerken, Paris'teki yemek-pasta kursları ilişti gözüme. Amman dedim olur mu, acaba ulu koca ne der bu işe? Sardı mı bir heyecan beni! Akşamı zor ettim. Akşam ulu kocaya yanaştım, hani sanki ''ya hayatım acaba biz seyahatte ....'ya da gidebilir miyiz'' demek kadar doğal bir sesle, ''ya hayatım ben Paris'te bir kursa katılmayı istiyorum'' deyiverdim! Ses doğal ama içeride fırtınalar var... Adam ruhumu tanımış artık, gülmeye başladı, ''sen daha ''ya hayatım'' derken ben kurs muhabbetini anladım zaten'' dedi. (Adam çok akıllı arkadaşlar kabul edelim). Uçtumm tabi! :))

LE CORDON BLEU

Sonrasında hangi kursa gideceğimi belirlemek kalıyordu. Her ne kadar mutfakla ilgili herşeyi sevsem de, pastacılık daha ağır basıyor tabii, dolayısıyla pastacılıkla ilgili bir eğitimi tercih etmeye karar verdim. Sonraki karar ise eğitimin nereden alınacağıydı. David Lebovitz'in bloğunda Le Cordon Bleu linkini gördüğümde, hani sadece meraktan girdim diyebilirim. Ben kimdim, Le Cordon Bleu kimdi canım. Fakat kurs programlarını incelediğimde, tam da benim orada oldugum tarihlerde, 2 gün üst üste, hem de ''Makaron Sırları'' (secrets of macaron) kursları oldugunu gördüm. Tabii bu kurslar yarım günlük, yani tam da bana göre kurslardı. İnternetten ödemeyi yapıp (Türkiye'deki kurs fiyatlarıyla karşılaştırdıgınızda çok komik fiyatları oldugunu söyleyebilirim) formu doldurdum ve onay beklemeye başladım. Bu arada gidişimize de 10 gün kadar zaman var. 5-6 gün sonra teyit geldi, yippuuu!

Tatilimizin 3. gününe denk gelen eğitimden bir gece önce, ÖYS (ya da ÖSS harflerini bilemeyeceğim artık!) sınavına girecek bir ögrenci kadar heyecanlıydım. Sabah çantamı hazırladım, o günün en değerli varlıgı fotograf makinamı kucakladım ve eşimle vedalaşıp yola çıktım. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk sonrası, dışı klasik bir Paris yapısı, içerisi ise son derece mütevazi olan 4 katlı binaya ulaştım. İçeriye girdim, son derece kibar bir şekilde karşılanıp, eğitimle ilgili dosyamı aldım ve kış bahçesi dedikleri iç kısımdaki bölüme geçtim. Paltomu çıkarıp astım. Daha dosyaya bile bakmadan fotograf makinamı açtım ki, içeriyi fotograflamaya başlayayım diye.

LE CORDON BLEU


Makina son derece normal bir şekilde açıldı ancak sonra ekranda bir uyarı yazısı belirdi. Memory diyordu, no diyordu, contains diyordu; beynimin bir tarafı hafıza kartının makinaya takılı olmadıgını anlıyor ama büyük bir kısmı bu durumu anlayamıyor, kabul etmiyor, edemiyordu... Yaklaşık 10 sn sonra beynimin büyük kısmı da durumu kabullendi, hafıza kartı makinaya takılı değildi! Hani vücudumuzun su oranının %60 seviyelerinde oldugu söyleniyor ya arkadaşlar, ben damla damla tüm o suyun çekildiğini hissettim. Yanısıra tüm kanım da çekildi, damla damla. Deli kuvveti denen birşey gerçekten var, o an elime koca denen hadiseyi geçirseydim, kendisinde kalıcı izler bırakmam işten bile değildi. Koca denen hadise adam, bir önceki gece; o gün çektiğimiz fotografları laptopa aktarmak için hafıza kartını çıkarıp laptopa takmış ve orada bırakmıştı! Kendisini arayıp durumu anlattım, çok üzüldü tabii (nafile) bana makinanın çözünürlük ayarlarını düşürmemi, en azından birkaç fotograf çekebileceğimi söyledi. Düşürdüm, tam 7 fotograf hakkım vardı, 7 son derece kıymetli fotograf...

Sinirlerim çok bozuldu tabii, hani fotograf çekmesem ölür müyüm? Hayır ama düşünün, kalkıp buradan gitmişsiniz, hayatınızda çok nadir yaşayabileceğiniz sizi çok heyecanlandıran bir deneyimi yaşamaya hazırlanıyorsunuz ve başınıza bu geliyor. Bir de sanırım bende kontrol hastalıgı var, birşeyler planladıgımın dışında geliştiğinde alüst oluyorum :(( Bu arada içerisi tıklım tıklım; bir yıgın kursiyerin, çalışanın yanısıra, bir dolu insan da turistik gezi şeklinde içeriyi geziyor, hediyelik eşyalardan satın alıyor, fotograflar çekiliyor vs. Hele bir Amerikalı aile vardı ki, aman tanrım; büyük anne, anne, baba, 3 çocuk, çılgınlar gibi heyecanla bağırarak, fotograflar çekerek ortalıgı ayağa kaldırıyorlardı. Tamam dedim kızım biraz sakinleş bakalım. 19 temmuz itibariyle yurt genelinde yasaklanan kötü alışkanlıgımı ifa etmek üzere dışarı çıktım, soğuk hava da iyi gelir diyerek...

LE CORDON BLEU-MACARON COURSE

Binanın dışında benim gibi kötü alışkanlıgını ifa edenlerden birisi de, yukarıdaki fotografta gördüğünüz dünya şekeri Amerikalı şef Leanne idi. O an itibariyle O'nun, kursumun çevirmen şefi oldugunu bilmiyordum tabii. Sanırım moralsiz halim dikkatini çekti, ''makaron eğitimi için mi buradasın'' dedi. Evet dedim. ''E ama ne bu halin, mutlu ve heyecanlı olman gerekmiyor mu?'' dedi. Durumu anlattım. Bana heyecanla yakınlardaki (neredeyse 500mt mesafede, gittin geldin 1 km, hava da 3 derece falan, dikkatinizi çekerim) bir fotograf malzemesi satan dükkandan bahsetti, tarif etti, ''koş yetişirsin, daha vakit var'' dedi. O soğukta sokaklarda koşan bir tip düşünün. Dükkanın sıkıcı detaylarına girmeyeyim, maalesef makinama uygun kart yoktu :( Koşarak geri döndüm ve eğitimime yetiştim. Bu arada tabii ulu kocayı arayıp, eğitim çıkışıma hafıza kartını getirmesini ''rica'' ettim.

O yukarıda bahsettiğim 7 kıymetli fotograf hakkımı eğitimde kullandım, çıkışta da kartına kavuşan makinamla mekanı çektim. İlk fotoğraf için söze gerek yok, muhteşem makaronlar... 2. fotograftaki kolajda Le Cordon Bleu şefleri tarafından yayınlanan kitapları ve çeşitli hediyelik mutfak malzemelerini görebilirsiniz. 3. fotograftaki kolajda ise çikolatadan yapılan çiçek sunumları var.

Olaylı başlayıp güzel ve eğlenceli devam eden o günün, kursun ve makaronların detayları bir sonraki postta artık...

Hoşçakalın, kırmızı kalın...

16 yorum:

Limonlu Kek dedi ki...

Başlangıç biraz acı başlamış, ama ilk fotoğraflara bakarsak sonu muhteşem bir tatlılıkta bitmiş, hayalini gerçekleştirebildiğine çok sevindim, sevgiler...

ilker'in mutfağı dedi ki...

heyecanla yazını okudum:)))gülermisin ağlarmısın:)))
ama yazının sonunda kırmızı değil mosmor kaldım canım yaa,nasıl kıskandım:)))heyecanle yazının devamını bekliyorum:)))

HADİYE dedi ki...

Ohhh...,
Heyecanla okudum Maceranı.
Devamınıda bekliyorum.

Sevgiler*

GeCe dedi ki...

flickrda fotoğraflarını gezdim sürprizi çok merak etmiştim çünkü dayanamadım anladım ama yazısını okumak daha keyifliydi çok heyecanlı geçmiş seninki ekstra heyecanlı tabi

şmdi bu kursun ganimetlerini dört gözle bekliyorum

FİGEN KARAVAŞ dedi ki...

sitenize ilk ziyaretim,
Ne güzel bir yazıydı bir solukta okudum gecenin bu vaktinde:) Saat 1.56 :) Valla ben de İlkercigim gibi çok kıskandım:) Darısı basımıza İlker cim:)

Cok guzel bir anı yasamıssınız, umarım hep boyle guzelliklerle gecer hayatınız.
sevgiler

Figen

Alev dedi ki...

Sitenize takip ettigim yabanci bir blog vasitasiyla ulastim ve bu yaziyi soluksuz okudum. Cok sicak ve icten. Benimde hep hayalim bir gun burada pastacilik egitimi almak ama hayalden oteye gidemeyecegini biliyorum. Sizin adiniza cok sevindim

Sevgiler

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Ne güzel bir tecrübe olmuş (kart kısmı hariç). Darısı başımıza....

Paşa dedi ki...

amanın ne heyecan ve ne stress ama sonunda muradına ermişssin ve istediğin bir çok şeye kavuşmussun tebrik ederim...
istediğin bir şey için gönülden ve ısrarla isyteyeceksin ki ozmana kainat sanki senin için çalışıyor...

zencefil dedi ki...

çok hoş bir deneyim olmuş, darısı başımıza))

Kırmızı Mutfak dedi ki...

Limonlu kek; çok teşekkür ederim güzel sözlerine, dilerim 2010da senin de tüm hayallerin gerçek olsun...

İlkercim, canı gönülden sana da diliyorum, gidesin makaron kurslarına inşallah!! :))

Hadiye çok teşekkür ederim,

Ge-Ce çok kötüsün!!

Alev hn hoşgeldiniz, inanın kısa süre öncesine kadar benim için de sadece bir hayaldi, dilerim en kısa zamanda sizin hayaliniz de gerçek olsun!!

Burçin hn çok teşekkür ederim, aminnn :)

Paşa sana kesinlikle katılıyorum!!

Zencefil, size de kocaman bir aminnn :)

PASTASEHRİ dedi ki...

Canım yorum yazmıştım ama herhalde gönderememişim.
heyecanlarını mutluluğunu öyle güzel anltamışsın ki...makaron tarifini merakla bekliyorum

betül dedi ki...

bende yeni takipçinizim... inanılmaz pozitif bir enerjiniz var, sanırım buda hayallerinizi size doğru getiriyor ne mutlu... herşey gönlünüze göre olsun...
bety

Kırmızı Mutfak dedi ki...

Betül hn hoşgeldiniz diyeyim bloğuma. Siz bana mail de atmış mıydınız? Bety imza ismini görünce tanıdık geldi (bu arada size Betül diye mi, Bety diye mi hitap etmeliyim bilemedim :) ) Aslında haklısınız pozitif bir insanım, eskiden daha pozitiftim, maalesef giderek dozajı azalıyor :) Ama pozitif olmanın hayalleri gerçeğe yaklaştırdıgı hususunda tamamen katılıyorum size, sevgilerimle...

betül dedi ki...

yeniden merhaba... :)
evet size mail de atmıştım...
pozitif enerjiniz sitenizden bile bizlere geçiyor inanın, bu düşünce tarzını çok benimsemekle birlikte hayatına geçiremeyen biri olarak sizin hiç bir zaman kaybetmemenizi diliyorum... betül yada bety nasıl isterseniz öyle :))
SEVGİYLE KALIN...

betül dedi ki...

yeniden merhaba... :)
evet size mail de atmıştım...
pozitif enerjiniz sitenizden bile bizlere geçiyor inanın, bu düşünce tarzını çok benimsemekle birlikte hayatına geçiremeyen biri olarak sizin hiç bir zaman kaybetmemenizi diliyorum... betül yada bety nasıl isterseniz öyle :))
SEVGİYLE KALIN...

Kırmızı Mutfak dedi ki...

Bety'yi çok sevdim ben, Bety diyeceğim :) Ne mutlu bana pozitif bir enerji yayabiliyorsam yazılarımla, sevgiler sana Bety'ciğim :)

 

Special design for KIRMIZI MUTFAK by GeCe