
Manik pazartesileri atlayalı tam 3 hafta oldu... Ehh bu arada mutfak kapanmadı tabii. Yeni pastalar, yeni yemekler denendi. O kadarrr sıkılıyorum ki sürekli yeni şeyler pişirmek istiyorum bu aralar. Pastalar genellikle kitaplar ve yabancı kaynaklardan ama yemekler sevdiğim bizim bloglardan :)
Mesela yukarıda gördüğünüz yemek, Kedili Mutfaklar'da gördüğümde içimin gittiği, Oya hanımın her zamanki yaratıcılığından bolca nasibini almış Köfte börek,börek köfte. Ama arka tarafı! E bunun önden bir görüntüsü yok muydu derseniz o da aşagıda derim. Çok çok lezzetli oldugunu da söyleme gereği duymam :)

Aşağıdaki arkadaş da ''muhteşem Evcini'nin'' Firar etmiş tavuğu. Firardaki tavuk yakalandı ve kendini fırında buldu :) Bu tarifle ilgili söylemem gereken 2 şey var; 1.si ben genellikle bütün tavugu fırına sürerken, içini taze otlar (kekik, adaçayı, biberiye) ile doldurarak sürerdim, bu tarifte tavugun içine girenler şaşırtıcıydı ama sözkonusu Evcini olunca hiç sorgulanmadı, birebir uygulandı ve farklı ve harika bir tat yakalandı! 2. söyleyeceğim şey ise, pancarı ilk kez fırınlayarak pişirdim, çok şey kaçırmışım bugüne dek çok üzüldüm :)

Bi de yandan bi poz ver bakalım abilere ablalara bakalım kızım :)

Yufff 2 kişi tüm tavuğu yediniz mi diyenler vardır, yok o kadar da değil, arta kalanları ertesi gün biraz tereyağında sotelenip kendini nohutlu pilavın üzerinde buldu!

Pancar deyince, ben turşusuna bayılıyorum! O tatlı-ekşi tadı bence harika, hele kırmızı soğanlı salatada! Ama etrafımda kime yedirdiysem sevdiremedim, siz de mi sevmiyorsunuz?

Veee bu yaşıma kadar hiç görmediğimi gördüğümde anladığım bir güzellik! Havuç yaprakları! Görene kadar görmediğimin farkında olmadığım, üstelik de çok sevdiğim caanım havucun yaprakları! Yine kötü hissettim tabii farkına varınca, ne güzelmiş oysa...

Geçen haftanın bombasını sona sakladım...

Bu yaka iğnesini Pasaj.com'da gördüğümde, gülmekten sandalyemden düşecektim neredeyse! Almam lazım dedim, aldım; ''yeri geldiği bir anda'' taktım, ulu kocanın karşısına dikildim :) Şakası bir yana, ''beyim bilir'' diyebilmenin, hayatı bu düşünce yapısı ile yaşayabilmenin bir lüks olduğunu düşünüyorum her ne kadar ben böyle düşünemesem de. İlgilenenlere ''hanım bilir'' versiyonu da satılıyor! Kimbilir belki onu da almışımdır, o da belki ''yeri geldiği anı'' bekliyordur, kimbilir?
Şimdilik hoşçakalın, kırmızı kalın...






















